Sürekli Yazmak İstemek

tumblr_n2hfa4PCFz1qdbj18o1_1280

Küçükken (insanın 16-17’sini kastederken bu kelimeyi kullanabilecek yaşa gelmesinin üzüntü vericiliğine başka bir yazıda değinelim) yazmayı çok severdim. Edebiyat dersinin kompozisyon sınavlarından çok zevk alıyordum. Bağlaç ayırmayı bilmezdim, öğretmenlerim de bilmediği için 100 yapıştırıp dururlardı. İçerik olarak da diğerlerinden ayrıştırdığı için o zamanın kızlar piyasasında bir ralliye neden oluyordu ve bu güzeldi. Aslında en büyük hobim yazmaktı. Hâlâ annemlerin evinde yazarak doldurduğum defterler duruyor. Bazen açıp okuyorum şimdi yüzünü dahi hatırlamadığım kızlara duyduğum aşkı. Gündelik olayların canımı sıkmasını yazmışım. Bir TKP’liyi 10 yıl içinde komünizmin geleceğine inandıracak kadar öfkeliymişim de. Hayattan keyif aldığım ve alamadığım zaman duyduğum mutsuzluklarımın olduğu yıllarmış. Varoluş acımı bile şu an adını dahi hatırlayamadığım filozofların düşüncelerini kâğıt üzerinde çürüterek ya da katılarak çözmeye çalışıyormuşum. Primitif olduğu kadar güzel.

Sonra bu düşünme ve aktarma eylemi, düşen ruh sağlığı grafiğimle birlikte bozulmaya uğradı. Yazmak ile aram açıldı. Yazmamak için milyonlarca sebep yarattım. Büyük bir kısmı oldukça ikna edici olduğundan içime yerleşti kaldı.

Yakın zamanda şunu keşfettim: Yazmak, hobim olduğu kadar obsesyonlarımın da bir tezahürüydü. Obsesif Kompülsif’in kompülsif kısmı yani. Zorlantı olan kısmından kurtulurken, hobi olan kısmını da hayatımdan çıkarmışım istemeden. Oysa medeni insanlar için spor ne ise, yazmak da benim için oydu. 1 sayfa yazınca, 1 kilometre koşmuş kadar yorgun ve iyi hissediyordum kendimi. 1 yıl peşin ödenmiş 2.5 ay gidilmiş spor salonu üyeliği gibi oldu yazmak içimde.

Tekrar yazmayı denedim. Kalem tutamıyorum artık, 5 dakika yazınca elim ağrıyor. Klavyeden sonra, inanılmaz yavaş geliyor ve sıkılıyorum. Undo olmaması da çok yorucu. Kâğıda odaklanınca yoruluyorum zaten. O sayfa kapanmış yani benim için, maalesef dijitalize olmuşum tamamen.

Geçenlerde stylus kalem aldım. Ucu kauçuktan bir çubuk bu, dokunmatik ekranlarda parmak yerine kullanabiliyorsunuz. Tabletim var, merak ediyordum nasıl bir deneyim olduğunu. İstemeden kendime merhem bulmuşum meğer. Elimden düşürmüyor.

Neredeyse her boş vaktimi iPad Mini’nin küçücük ekranında anlamsızca bir şeyler karalayarak geçiriyorum. Resim yeteneğim olmadığına daha da üzülüyorum, neler neler çizerdim diye hayıflanıyorum. Bu kalem ile saçmalarken en yoğun düşünme anlarımı yaşıyorum, milyonlarca şey geçiyor aklımdan. Eskiden yazarken hissettiğim şeylerin yaşlanmış halini hissediyorum.

Zorlantımla birlikte hobimi kaybettikten sonra, hobimle birlikte zorlantımı geri kazandım sanırım. Artık anlamsızca yazıyorum, karalıyorum, hiçbir şey ifade etmiyor. Yazıp saklamıyor, çöpe gönderiyorum. Aynı işe yarıyor ama. İlginçli. Yani aslında pek bir şey değişmiyor, form değiştiriyor. Hiçbir şey yok olmuyor, bir süre kayboluyor. Hayat sikko bir döngü. Her cycle’da içi biraz daha boşalıyor. Su buharlaşıyor, başka yere yağıp yine yolunu buluyor. Deniz oluyor, aşındırıyor.

52f3a6fa45e60_image6

Arada iyi bir şeylere denk gelince, sıkı tutmaya çalışın. Bu döngünün merkezi sizsiniz, size bir şey olmaz da, iyi şeyleri hayat alır elinizden.

CAROSEL

Yazar hakkında

Emre A

Düşünmekten, duymaktan ve söylemekten keyif alıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Çalıp çırpmalık bir şey yok ama yine de araklayan göttür tabii ki © 2015 - bikbik.org@gmail.com