James Blake – Retrograde

communication-and-fight-or-flight-response

Beyin ne acayip ya. “ben daha en az 10 saat böyle giderim ama diğer arkadaşlara yazık. Uyuma olayına girelim.” diyor.

İşin ilginci bunları da bir başkası diyor gibi yazıyorum. Beyin ne acayipmişmiş. Niye biz beyinler kendimizden üçüncü kişi gibi bahsediyoruz?

Herkese merhaba ben Emre’nin beyni. Selam olsun size diğerlerinin beyinleri.

Evrimimizi bir noktada kazara şizofren olmamıza borçluyuz sanırım. “Hayal Gücü” dediğimiz şey delirme tutkumuza bulduğumuz kılıf olabilir mi?

Şimdi ben bütün gün idare ettiğim işe yaramaz organlarla dolu bu çirkin cüsseyi birkaç anlamsız prosedür uygulayıp yatağa sokacağım.

Giderken de siz organdaşlarıma hoş bir sada bırakacağım. Aslında nasıl duyduğunuzu merak ediyorum ve bunu hiç öğrenemeyeceğim için üzülmüyor da değilim. Nasıl duyduğunuzu bilsem, belki konuşmaya bile değmezsinizdir?

Müzik güzel çünkü bana köklerimi hatırlatıyor. Sonradan kör olmuş gibiyim. Sanki telepati yeteneğimi kaybedip mecburiyetten konuşmaya başlamışım gibi.

Derinliklerimde bir yerlerde bunların hepsini biliyor olmam ama yazıldıkları dilin alfabesini bile tanıyamıyor olmam. Belki de görüp fark etmemem. Kuşak farkı.

Hızlı düşündüğüm ve sıkıldığım için yuvarlaya yuvarlaya her şeyi birbirine sokarak konuşuyorum ama istediğim zaman güzel bir tondan tane tane konuşup kadın beyinlerini etkiliyebiliyorum. Primitif. “Konuşmak” ettiğimiz en büyük ihanet değil mi?

Müzik diyordum, o kayıp dilin parçası. Sesleri göremiyorum, görebilseydim mutlu olurdum. Görünce tanırdım, neyi sevdiğimi bilirdim. Bakıcısına aşık körün gözünün açılması gibi. Düşünsene, türk filminde gibi kör olsan, bakıcın olsa, ona aşık olsan -ki başka kime olacaksın-, onu düşünüp otuzbir bile çekemezsin. Hadi düşündün kendince sıyırdın donu, yine otuzbir bile çekemezsin. Superego diye bir şey var. Benim de çok canımı sıkıyor. Bu körden cidden bi farkı yok hayatlarımızın.

Müzik diyordum. James blake isimli vücuttaki mesela. O beyinle aynı şeyden bahsediyoruz. Eminim. Bi sorun var ki, o da aslında neden bahsettiğini bilmiyor, ben de ne anladığımı. %100 öyle ama neden bahsediyoruz bir fikrimiz yok. Üremek için sevişen hayvanlar gibi. O kadar çaresiziz ki. Klipler çekiliyor bu sıkıntı için. Sözler yazılıyor. Somutlaştırmaya çalışılıyor. Olmuyor. Büyük dram.

Metaforlar, metaforlar, şimdi gözümde canlandılar. Metaforlar, metaforlar, beni bu akşam ağlattılar. Tek sığınağımız metaforlar. Sürekli anlamaya çalışıyoruz, anlatmaya çalışırken, öbürü beni anlamaya çalışırken. Binlerce yıllık aptal bir döngü.

“Suddenly I’m hit” dediğinde dalgalanmaya başlayan korkunç sicim, derinlerimdeki huzur evine kapadığım küs yaşlıyı uykusundan uyandırıyor. Binlerce yıldır hasretini çektiği o şeye yöneliyor. 1-2 dakika mutlu hissediyor. Sonra kör. Onu oraya benden öncekiler kapadı, ben şimdi yanıma alamıyorum.

James blake ile tanışıp tanışmamam bu yüzden hiç önemli değil. Karşımdaki james blake’in beyni ve ondaki hayata küs ihtiyarın da benimkinden bir farkı yok. Ikisi asla buluşamayacak kadar derinlerdeler. Mühim olan onlar. Onlara yaptıklarımız. Modern hayat denen bu saçmalık içinde onların çektiği zulüm. Biz bir bok değiliz, bilgisayar falan kullanabilen operatör takımıyız. Bilinç demişiz bi de kendimize. Vay amk. Kimsenin fransızca bilmediği ortamda fransızca şarkı söylemek gibi. Kim itiraz edecek amına koyayım. Acayip bilinçliyiz gerçekten.

Müzik diyordum,

 

“Duyup duyabileceğim en iyi şeylerden biri” diyordum çünkü senin anlama kapasiten normal şartlar altında doğal olarak bu anlattıklarımı kapsamıyordu. Neyi kastettiğimi bir parça anlaman için, ta bu yukarıdakileri yazmış olmam gerekiyordu. Tıpkı sözler yazıp, klipler çekmek gibi. Somutlaştırmaya çalışıyordum. Şu an bile benimki kadar aktif gri hücren yoksa anlamamış olabilirsin. Kendini kandırma seviyesinde anlamış gibi yapıyor da olabilirsin kendini aptal hissetmen kendince tasvip edilmediği için.

Bu hantal piçi yatağa götürüyorum ben artık. Superego denen piçin yumurtası bilgisayarı kapa deyip duruyor.

Selamlar.

Yazar hakkında

Emre A

Düşünmekten, duymaktan ve söylemekten keyif alıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Çalıp çırpmalık bir şey yok ama yine de araklayan göttür tabii ki © 2015 - bikbik.org@gmail.com