1
Kendine Sevap
2
Karasinek
3
Üstüne Hiç Konuşmuyoruz
4
Toma
5
Annelik
6
%100 Portakal Suyu
7
Alt’tan Almak
8
Medeniyet ve Bilgi Açığı Laneti, Sonrasızlık Sendromu ve Kuiper Uçurumu, Goriller ve Bilinçaltı
9
Onu Söyleyeyim Ben Sana
10
Öyle Değil

Kendine Sevap

Günahlarımın büyük kısmını seviyorum. Uzaktan bakınca kendime sevap olduklarını görüyorum. Adının “günah” olması normal. Tanrı için değil, kendim için yaptıklarım. Tanrı çocuk gibi; bu yüzden bütün dünyanın zaafı var. Ödülü de cezası da, düzeni de çocuk oyuncağı gibi. Atlıkarınca üstünde aynı yöne yan yana atlara koymuş bizi. Bazen ellerimiz birbirine değiyor ve aynı yöne gidiyoruz diye kanıp farklı atlarda olduğumuzu unutuyoruz. Benim için çokça, zile basmak yerine “annneeğ” diye bağıran bir çocuk. Büyüyünce akp’ye oy verecek ve apolitik olmamdan rahatsız. Umarım cehennemi vardır; sevaplarım için yanmaya sabırsızlanıyorum.

Devamını oku

Karasinek

Son birkaç saattir tam bir modern insan mücadelesi içindeyim. Karasinek girdi odaya. Şu havalanıp 1 saniye sonra önceki yerin 1 santim uzağına konanlardan. Aptal, cılız bir sinek. Karnesindeki kırıkları ailesine nasıl göstereceğini bilemez gibi yürüyor tenimde. Sürekli. Konmasa bile konmuş gibi hissetmeye başladım. Beynimdeki sinirlenme noktaları tam harekete geçecek, “sinek yahu” diyorum. Öldürsem, o da bir can ve havalar çok soğudu, muhtemelen yarını göremeyecek, sabretmem gerek diyorum. Sonra “şöyle birbuçuk iskender olsaydı da yeseydik” diyorum. “Modern Hayat” dediğin solo test gibi; üstünden atladığın sürece ilerleyebilirsin, sorun yok. “Modern Hayat” dediğin, ilkel bir ahlakçılıktan öte değil. Seni daha mutlu edecek şeyler (…)

Devamını oku

Üstüne Hiç Konuşmuyoruz

Kendime inancım yok; dünyanın en kötü insanı olmadığıma dair elimdeki tek şey harika dostlarım, arkadaşlarım. “Hepsini birden kandıramazdım sanırım, beni dost bellemezlerdi. Demek ki o kadar kötü biri değilim.” diyorum. Bu güzel adamlarla nedense pek bir araya gelemiyoruz. En çok kızdığım durumlardan biri bu çünkü en çok keyif aldığım şeylerden biri bu. Buluştuğumuzda “Ee anlat” diyorum karşımda o an kim varsa. İşle ilgili zerre sikimizde olmayan birkaç konuşmayla geçişiyor. “Ne anlatim abi, öyle işte, bildiğin gibi.” derken öyle tarifsiz yarım saniyelik bakışmalar oluyor ki. Nasıl üzgün, nasıl yorgun. Üstüne hiç konuşmuyoruz. Gezi olaylarıyla duygularımız boşalmaya başladı. Burnumuzun direği sızladı sızladı, sonra “Ne o (…)

Devamını oku

Toma

Orada TOMA olmasından daha doğal ne olabilir. Bu gerçekten bir toplumsal olay. Islak ıslak. Facebook’taki info’mda senelerdir yazar; politik görüşüm DEV-SİKKO, dini inancım Peynirli Domatesli Sandviç. Motivasyonum siyasi ya da dini değil. Bu bir daralma olayıdır. Bu bir sıkılma olayıdır. Bu bir bıkma olayıdır. Bu bir yeter olayıdır. Bu bir toplumsal cinnettir. Bizi siz delirttiniz. Olay bu. Sinirlendik biraz. Iki gülünce “Allah ağlatmasın”, kızınca “Allah belanızı versin“ diyorum. Ne kadar uzak olabiliriz? Kulağımda kulaklık olmasa duysam bana selam veren hacı dedeye aleyküm selam da derim. Sıkıntı yok. Bu direnişte şunu anlattım sana: “Demezsem de demem güzel kardeşim. Üstüme gelme.” 31 (…)

Devamını oku

Annelik

Annesini babasını kaybetmiş çok arkadaşım var. Bu yüzden bahsetmeyi pek sevmiyorum. İnanmayacakları için söylemiyorum da ama imreniyorum onlara bazen. Keşke benim annem de ölseydi ben küçükken. Babamı da çok seviyorum, gerçekten dünyanın en lüzumsuz insanıdır. O öldüğünde de deli gibi üzüleceğim ama başıma gelecekleri kestirebiliyorum. Bir parça daha dik yürümeye başlayacağım, bir parça daha gururlu bir adam olacağım, birinci dünya problemlerim azalacak, bir parça daha sorumluluğum artacak vs vs… Öngörülebilir. Annem öyle değil. Kafayı yiyecek gibi oluyorum düşününce. Hayata bakışım değişecek, bir yuva kurmayı beceremediğim için acımı hedefinden saptıramayacağım; her köfte kokusu duyduğumda, her kazara boynumdan öpüldüğümde annemi hatırlayacağım. Acım (…)

Devamını oku

%100 Portakal Suyu

Gıda ürünlerinde “%100” söylemi kadar ortada ve görmezden gelinen bir yalan da yoktur herhalde. Mantık olarak bu etiketle satılan 1 litrelik portakal suyunun 7-8 tane portakalın sıkılmasıyla elde edilmiş 1 litre portakal suyu olması gerekir. İbneler gidiyor 2 bozuk portakal konsantresine 800 cc musluk suyu basıyor, sonra üstüne “%100 portakal suyu” yazıyor. “%100 portakal ve su” olması gerekir onun. Kapitalizmin vahşileşmesinin en kötü yanı da bu oldu herhalde. Bir şeyin %100 safına ulaşmak imkansız. Her şeyden daha fazla kar etmek uğruna yapılmayacak hiçbir şey yok artık ve bu inanılmaz büyük bir çark. %100 diye içtiğimiz portakal suları bizi kanser edecek (…)

Devamını oku

Alt’tan Almak

Beynin hamal, aptal bir kısmı var. Sürekli zavallı gibi olup biteni seyrediyor ve hiçbir şey yapmayı beceremiyor. Kan bağı yüzünden kopulamayan lümpen akraba gibi. Demin otobüse bindim. Çok hızlı ilerledik. Hemen “normalden hızlı gidiyoruz .s.s.s” dedi; canı da çok tatlıdır pezevengin. Gözlerimin köküne asılarak telefondan yola kaydırdı. Bir saniye sonra “çünkü normalde bu kadar geç çıkmıyoruz, yollar boşaldı” dedim. “Ha ok” deyip bakışlarımı bıraktı ve hamallığına döndü. O bir zorba. O sınıfta kaldığı için yaşça büyük; kendinden zayıfları döven çocuk. O çubuk kraker ikram edince pakedin yarısını avuçlayan çocuk. O sürekli etrafında olup biteni merak eden anlamaya çalışan bir zavallı. Kavga edip dayak yemektense (…)

Devamını oku

Medeniyet ve Bilgi Açığı Laneti, Sonrasızlık Sendromu ve Kuiper Uçurumu, Goriller ve Bilinçaltı

Geçen sene bu zamanlar ajansta Ergün’e biri hakkında dert yanıyorum “Anlatıyorum anlatıyorum anlamıyor, anladığı zaman başka bir şey anlatmam gerekmeye başlamış oluyor.” diye. İbne iletişim terminolojisi sözlüğü gibidir ve dominant bir insan olduğum için çaresizlik anlarımla taşak geçmeyi çok severdi: Kahkaha atıp, “Onun adı novlıc gep işte.” dedi. “O ne lan?” dedim, açıkladı: “Aranızda knowledge gap var. Sen ondan öndesin, hep de öyle kalacaksın, bildiğin her şeyi öğretsen de değişmeyecek bu. Açık asla kapanmayacak. O senin bildiğin şeyi öğrenene kadar sen iki kat yeni şey öğrenmiş olacaksın.” dedi. Çıldırttı bu beni. Masama dönüp hakkında bir sürü makale okudum. Bu konuda Türkçe kaynak (…)

Devamını oku

Onu Söyleyeyim Ben Sana

Onu söyliyim ben sana. Eskiden internet yoktu. Bu kadar çok şey bilmiyordun. Birini sevişirken tokatlayabileceğini söyleseler aklın şaşardı. O zamanlar dertlerin de küçük ve herkesindi. Birkaç tane derdi vardı hepimizin, onlardan ibarettik. Birlikte ortak hayal kurabiliyor, birbirimizin hayallerini daha mükemmel hale getirmek için eklemeler yapabiliyorduk. Ah ulan piyangodan para sana çıksaydı. Yarısını ailene verirdin. Faks denen dünyanın en akıl almaz teknolojisini kullanıyorduk. Karla o zamanlar tanıştık. Kar, babanın işe, hiç olmadı senin okula gitmediğin güzel bir şey demekti. Camdan dışarıyı göremediğin halde hava kirliliğini takmadığın; hayatımızda yeterince kötü şeyin olmadığı zamanlardı. Sonra internetler geldi. Mail’ler geldi. Her bildirimimiz bir kürek, her işimiz (…)

Devamını oku

Öyle Değil

Çok biliyorsun amına koyayım. Bu yıl piyango bileti almadığım ilk yıl. İntihar edebileceğimden değil kabullendiğimden. Hayatında görüp görebileceğin en umut dolu insanım. Şu tiksinmişliğin çeyreği sende olsa bugün gördüğün en büyük orospu çocuğuydun. Çok büyümüş değilim öyle bir niyetim de yok. Sen de büyüme beni kan tutuyor. Ölene kadar bazı cümleleri saf gibi yanlış anlamak ve bunu karşı tarafa açık ederek aptal gibi gözükeceğim ve bununla mutlu olacağım. Tam aklıma süper bir cümle geldiğinde saniyeler içinde unutacağım ve unuttuğuma üzülmeyeceğim. O sike sürülmeyecek 17 yaşında kurmayı bıraktığım cümlelerini dinleyecek ve ciddiye alıp cevap vereceğim. Yüzüne her gün kendine aynada baktığından daha umutla (…)

Devamını oku

Çalıp çırpmalık bir şey yok ama yine de araklayan göttür tabii ki © 2015 - bikbik.org@gmail.com