Müzikli

Çal keke çal.

1
İç dünyanıza açılan kapının anahtarı: Radiohead
2
Ay Şekilli Bir Havuz
3
James Blake – Retrograde
4
Zeki Müren – Sen De Başını Alıp Gitme
5
Cem Adrian – Şimdi
6
The Gutter Twins – All Misery / Flowers
7
Massive Attack feat. Horace Andy – Girl I Love You

İç dünyanıza açılan kapının anahtarı: Radiohead

Mustafa Topaloğlu’nun Emine’si ve Michael Jackson’ın Bad’i ilk kasetlerimdi. Küçük bir kasetçalarımız vardı, ondan dinliyordum. Sonra sürekli kaset saran kırmızı bir walkman’im oldu. Ergenliğe grunge’la girip metal ile devam ettim. Kuzenimden kaset alırdım. Büyüdükçe elektronik müziğin en apaçi dallarına kadar sardım. Öyle ki, şu an sahip olduğum albümlerin sayıca çok olanı abuk sabuk elektronik müzik CD’leridir; kimse yürütmeye tenezzül etmediği için. Bugün de en çok yeni sanatçılar keşfetmeye çalıştığım tür, istemsizce Trap’in güzel underground kısmıdır ve hâlâ metal dinliyorum. Müzik, insanın yarattığı, kütleçekimi kadar büyülü tek şey gibi geliyor. Kulağıma hoş gelen her şeyi dinlemekten biraz ötede, beynimde benzer kimyasal (…)

Devamını oku

Ay Şekilli Bir Havuz

Küresel ısınma buzulların tamamını erittikten sonra dünyanın alacağı hal. Her şeyden önce üzgünüm. Albümü beklerken çok heyecanlıydım. Şu an, en iyi ihtimalle 2020’den önce Radiohead’den yeni bir albüm dinleyemeyecek olmanın hüznü içindeyim. Radiohead’in çıkarıyor olması, albümün en önemli kısmı. İyiliği kötülüğü çok sonra geliyor. Zaten insan ömrü aslında fazla uzun. 6 yıl içinde OK Computer, Kid A, Amnesiac ve Hail to the Thief’i dinledik. Böyle düşününce, şaka gibi. Bir çırpıda sildiler sosyal medya hesaplarından paylaştıkları içerikleri. Bu kararı, ajanslarıyla uzun toplantılar sonucunda almadıklarını, derin stratejiler geliştirmediklerini tahmin etmek zor değil. İçlerinden geliyor ve bunu anlayabilecek insanlarla çalışıyorlar. Var olanı yok ederek bir içerik (…)

Devamını oku

James Blake – Retrograde

Beyin ne acayip ya. “ben daha en az 10 saat böyle giderim ama diğer arkadaşlara yazık. Uyuma olayına girelim.” diyor. İşin ilginci bunları da bir başkası diyor gibi yazıyorum. Beyin ne acayipmişmiş. Niye biz beyinler kendimizden üçüncü kişi gibi bahsediyoruz? Herkese merhaba ben Emre’nin beyni. Selam olsun size diğerlerinin beyinleri. Evrimimizi bir noktada kazara şizofren olmamıza borçluyuz sanırım. “Hayal Gücü” dediğimiz şey delirme tutkumuza bulduğumuz kılıf olabilir mi? Şimdi ben bütün gün idare ettiğim işe yaramaz organlarla dolu bu çirkin cüsseyi birkaç anlamsız prosedür uygulayıp yatağa sokacağım. Giderken de siz organdaşlarıma hoş bir sada bırakacağım. Aslında nasıl duyduğunuzu merak ediyorum (…)

Devamını oku

Zeki Müren – Sen De Başını Alıp Gitme

Küçükken dinlemiştim bu şarkıyı, o zamanlar mandalina kabuğunun o iğrenç kokuyu salmadan önce sobanın üstünde optimum durma süresini tespit etmeye çalışmaktan, deniz otobüsünün suyun üstünde nasıl durduğunu anlamaya çalışmaktan, Nişantaşı’daki apartmanların tepesini süslemeye başlayan çanakları anlamaya çalışmaktan başka bir uğraşım yoktu. Hayatımın anlamaya çalışarak geçeceği o zamandan kendini belli etmiş. Sabah bu şarkıyı söyleyerek uyandım. Küçükken, yanlış hatırlamıyorsam Nil Burak’tan dinlemiştim. Çok iyi hatırlıyorum parçanın ilk kısmını anlamsız bulduğumu, ama “Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, hiçbir şeyi özlemedim seni özlediğim kadar…” sözlerinin nasıl dokunduğunu. “Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar”, o zamana kadar duyduğum en iyi cümle (…)

Devamını oku

Cem Adrian – Şimdi

Atam merhaba ben Emre. Beni hatırladın mı? Sana çocukken el sallayan Selahattin’in torunuyum ben. Rahmetli senden coşkuyla bahsederdi. “Çok başka adamdı” derdi uzaklara bakıp. O yaşta ne gördüyse sende. Sanırım o sıralar bu ülkedeki tek karizmatik insan sendin. Sarışın olmanın etkisi de büyük olsa gerek. Dedemi anlıyorum da ama. İlkokul öğretmenim Türkçeyi olabilecek en kötü ve anlamsız şiveyle konuşuyordu. Sözlüye kaldırdığında yazılı yapmasını istiyordum çünkü sorduğu hiçbir şeyi anlamıyordum. Not tutmamız gerektiğinde yanımdaki çocuktan bakıp yazıyordum ilk ağızdan anlamadığım için. Birbirine girmiş domates suyu yumurta peynir zeytinle domates suyuyla ıslanmış ekmeği yiyebilen pezevenkler yüzünden aç gezdim. İnsanların ilgisini ancak osurarak (…)

Devamını oku

The Gutter Twins – All Misery / Flowers

“Olması gereken olur” kafasıyla yaşıyorum malum. Beni bi parça tanıyan herkes biliyordur sanırım. En üzücü durumlarda bile “nasip kısmet” deyip dünyanın en sinir bozucu insanı olabiliyorum. Arabesk bir kadercilik değil benimki. Öyle mal eşeği gibi oturmuyorum “her şey kader” deyip çünkü kaderimde bu yok. Bu hayatta inkar edemeyeceğiniz tek şey “kader”. “Ben kadere inanmıyorum” diyorsanız, sizin kaderiniz kadere inanmamaktır. Asla inkar edemezsiniz yani. Şurda ne yazıyosa o. they shine, your eyes. Olması gerekenler iyi ki oluyor. Burada çalışmıyor olsaydım, Kamcez’imle tanışmıyor olsaydım, onunla müzik zevkimi paylaşmıyor olsaydım, nasıl biri olduğumu ifade edememiş olsaydım, asla “Emre bunu sever” deyip bu mükemmel şarkıyı Facebook wall’uma (…)

Devamını oku

Massive Attack feat. Horace Andy – Girl I Love You

Horace Andy 60 yaşında. Torunlarını düşünsenize? Deden son ikiyüz yılın en güzel parçası “Girl I Love You”yu söyleyen adam? “İşte bizim dede de turnede ya, Massive Attack’le takılıyor…” sdklfjsdlk şaka gibi. Rüyamda dedelerimi gördüm de oradan geldi aklıma bunu düşünmek. http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=13785047 Açmayın dedeler! Çok özledim ibneleri.

Devamını oku

Çalıp çırpmalık bir şey yok ama yine de araklayan göttür tabii ki © 2015 - bikbik.org@gmail.com