İnsan Düşünüyor

Düşünmeler, denemeler, demeler, serzenişler, söylemeler.

1
Göründüğü Gibi Değil
2
Aklın Vebası: İnsanlaştırmak
3
Kanadını Bırakır Mısın Kuş Senle Muhabbet Etmek İstemiyor
4
Sürekli Yazmak İstemek
5
Kendine Sevap
6
Karasinek
7
Üstüne Hiç Konuşmuyoruz
8
Toma
9
Annelik
10
%100 Portakal Suyu

Aklın Vebası: İnsanlaştırmak

1931 yılında Winthrop Kellogg adında hayvan davranışları üzerine yıllarını vermiş manyak bir doktor; “Bir maymun bebeği ile bir insan bebeğini birlikte büyüterek davranışlarının karşılıklı olarak değişiminin deneyini yapacağım” dediği “Humanizing The Ape” makalesiyle Yale’den fon almayı başarıyor. Ailesini toplayıp, 1 yaşındaki şempanze bebeği Gua’nın yanına taşınıyor. O’nu 10 aylık oğlu Donald’la birlikte yetiştirmeye başlıyor. Aslında oğlunu (bir insan yavrusunu) şempanze koşullarına sokması hem etik hem hukuki olarak kabul edilemeyeceği için şempanzeyi insan koşullarına almayı seçiyor. Makalenin hakkını vererek insanlaştırmanın nasıl bir musibet olduğunu anlattı bile ama deneyin devamı da oldukça ilginç. Eşini nasıl ikna etmiş derseniz; çalışmayı birlikte yapıyorlar, o da bir bilim insanı. Gua’ya, giyiminden masada yemek (…)

Devamını oku

Kanadını Bırakır Mısın Kuş Senle Muhabbet Etmek İstemiyor

Ama kafesi hep açık yatmadan yatmaya kendi giriyor :( 8-9 sene muhabbet kuşu besledim. Adını Şımarık koymuştuk ama dünyanın en nursuz ve saldırgan hayvanıydı. Konuşmayı bırak ötmezdi bile. Anca sofrada salata varsa gelir yerdi, TV karşısında çekirdek çıtlıyorsak süzülüp kabukların içindeki zarları kemirirdi. Yaşasaydı AKP’ye oy verirdi diye tahmin ediyorum. Rahmetliye hem maddi şartların hem de çocuk aklımın imkan verdiği ölçüde bir hayat sunmaya çalıştım. Ayna aldım, sık sık altındaki gazeteyi değiştirdim, suyunu değiştirdim, ballı çubuk aldım, plastik küvet aldım, yeminin tadına bile baktım. Pek diyalog kuramadık kendisiyle ama sorunlu bir psikolojisi olduğunu, olayın bizle alakalı olmadığını düşündüm. Kişisel algılamadım yani. (…)

Devamını oku

Sürekli Yazmak İstemek

Küçükken (insanın 16-17’sini kastederken bu kelimeyi kullanabilecek yaşa gelmesinin üzüntü vericiliğine başka bir yazıda değinelim) yazmayı çok severdim. Edebiyat dersinin kompozisyon sınavlarından çok zevk alıyordum. Bağlaç ayırmayı bilmezdim, öğretmenlerim de bilmediği için 100 yapıştırıp dururlardı. İçerik olarak da diğerlerinden ayrıştırdığı için o zamanın kızlar piyasasında bir ralliye neden oluyordu ve bu güzeldi. Aslında en büyük hobim yazmaktı. Hâlâ annemlerin evinde yazarak doldurduğum defterler duruyor. Bazen açıp okuyorum şimdi yüzünü dahi hatırlamadığım kızlara duyduğum aşkı. Gündelik olayların canımı sıkmasını yazmışım. Bir TKP’liyi 10 yıl içinde komünizmin geleceğine inandıracak kadar öfkeliymişim de. Hayattan keyif aldığım ve alamadığım zaman duyduğum mutsuzluklarımın olduğu yıllarmış. Varoluş (…)

Devamını oku

Kendine Sevap

Günahlarımın büyük kısmını seviyorum. Uzaktan bakınca kendime sevap olduklarını görüyorum. Adının “günah” olması normal. Tanrı için değil, kendim için yaptıklarım. Tanrı çocuk gibi; bu yüzden bütün dünyanın zaafı var. Ödülü de cezası da, düzeni de çocuk oyuncağı gibi. Atlıkarınca üstünde aynı yöne yan yana atlara koymuş bizi. Bazen ellerimiz birbirine değiyor ve aynı yöne gidiyoruz diye kanıp farklı atlarda olduğumuzu unutuyoruz. Benim için çokça, zile basmak yerine “annneeğ” diye bağıran bir çocuk. Büyüyünce akp’ye oy verecek ve apolitik olmamdan rahatsız. Umarım cehennemi vardır; sevaplarım için yanmaya sabırsızlanıyorum.

Devamını oku

Karasinek

Son birkaç saattir tam bir modern insan mücadelesi içindeyim. Karasinek girdi odaya. Şu havalanıp 1 saniye sonra önceki yerin 1 santim uzağına konanlardan. Aptal, cılız bir sinek. Karnesindeki kırıkları ailesine nasıl göstereceğini bilemez gibi yürüyor tenimde. Sürekli. Konmasa bile konmuş gibi hissetmeye başladım. Beynimdeki sinirlenme noktaları tam harekete geçecek, “sinek yahu” diyorum. Öldürsem, o da bir can ve havalar çok soğudu, muhtemelen yarını göremeyecek, sabretmem gerek diyorum. Sonra “şöyle birbuçuk iskender olsaydı da yeseydik” diyorum. “Modern Hayat” dediğin solo test gibi; üstünden atladığın sürece ilerleyebilirsin, sorun yok. “Modern Hayat” dediğin, ilkel bir ahlakçılıktan öte değil. Seni daha mutlu edecek şeyler (…)

Devamını oku

Üstüne Hiç Konuşmuyoruz

Kendime inancım yok; dünyanın en kötü insanı olmadığıma dair elimdeki tek şey harika dostlarım, arkadaşlarım. “Hepsini birden kandıramazdım sanırım, beni dost bellemezlerdi. Demek ki o kadar kötü biri değilim.” diyorum. Bu güzel adamlarla nedense pek bir araya gelemiyoruz. En çok kızdığım durumlardan biri bu çünkü en çok keyif aldığım şeylerden biri bu. Buluştuğumuzda “Ee anlat” diyorum karşımda o an kim varsa. İşle ilgili zerre sikimizde olmayan birkaç konuşmayla geçişiyor. “Ne anlatim abi, öyle işte, bildiğin gibi.” derken öyle tarifsiz yarım saniyelik bakışmalar oluyor ki. Nasıl üzgün, nasıl yorgun. Üstüne hiç konuşmuyoruz. Gezi olaylarıyla duygularımız boşalmaya başladı. Burnumuzun direği sızladı sızladı, sonra “Ne o (…)

Devamını oku

Toma

Orada TOMA olmasından daha doğal ne olabilir. Bu gerçekten bir toplumsal olay. Islak ıslak. Facebook’taki info’mda senelerdir yazar; politik görüşüm DEV-SİKKO, dini inancım Peynirli Domatesli Sandviç. Motivasyonum siyasi ya da dini değil. Bu bir daralma olayıdır. Bu bir sıkılma olayıdır. Bu bir bıkma olayıdır. Bu bir yeter olayıdır. Bu bir toplumsal cinnettir. Bizi siz delirttiniz. Olay bu. Sinirlendik biraz. Iki gülünce “Allah ağlatmasın”, kızınca “Allah belanızı versin“ diyorum. Ne kadar uzak olabiliriz? Kulağımda kulaklık olmasa duysam bana selam veren hacı dedeye aleyküm selam da derim. Sıkıntı yok. Bu direnişte şunu anlattım sana: “Demezsem de demem güzel kardeşim. Üstüme gelme.” 31 (…)

Devamını oku

Annelik

Annesini babasını kaybetmiş çok arkadaşım var. Bu yüzden bahsetmeyi pek sevmiyorum. İnanmayacakları için söylemiyorum da ama imreniyorum onlara bazen. Keşke benim annem de ölseydi ben küçükken. Babamı da çok seviyorum, gerçekten dünyanın en lüzumsuz insanıdır. O öldüğünde de deli gibi üzüleceğim ama başıma gelecekleri kestirebiliyorum. Bir parça daha dik yürümeye başlayacağım, bir parça daha gururlu bir adam olacağım, birinci dünya problemlerim azalacak, bir parça daha sorumluluğum artacak vs vs… Öngörülebilir. Annem öyle değil. Kafayı yiyecek gibi oluyorum düşününce. Hayata bakışım değişecek, bir yuva kurmayı beceremediğim için acımı hedefinden saptıramayacağım; her köfte kokusu duyduğumda, her kazara boynumdan öpüldüğümde annemi hatırlayacağım. Acım (…)

Devamını oku

%100 Portakal Suyu

Gıda ürünlerinde “%100” söylemi kadar ortada ve görmezden gelinen bir yalan da yoktur herhalde. Mantık olarak bu etiketle satılan 1 litrelik portakal suyunun 7-8 tane portakalın sıkılmasıyla elde edilmiş 1 litre portakal suyu olması gerekir. İbneler gidiyor 2 bozuk portakal konsantresine 800 cc musluk suyu basıyor, sonra üstüne “%100 portakal suyu” yazıyor. “%100 portakal ve su” olması gerekir onun. Kapitalizmin vahşileşmesinin en kötü yanı da bu oldu herhalde. Bir şeyin %100 safına ulaşmak imkansız. Her şeyden daha fazla kar etmek uğruna yapılmayacak hiçbir şey yok artık ve bu inanılmaz büyük bir çark. %100 diye içtiğimiz portakal suları bizi kanser edecek (…)

Devamını oku

Çalıp çırpmalık bir şey yok ama yine de araklayan göttür tabii ki © 2015 - bikbik.org@gmail.com