Emre A

1
İç dünyanıza açılan kapının anahtarı: Radiohead
2
Göründüğü Gibi Değil
3
Aklın Vebası: İnsanlaştırmak
4
Ay Şekilli Bir Havuz
5
Kanadını Bırakır Mısın Kuş Senle Muhabbet Etmek İstemiyor
6
Kefil Yok Dosya Masrafı Yok
7
James Blake – Retrograde
8
Fakirlik Çocukların Beynini Etkiliyor
9
Sürekli Yazmak İstemek
10
Zeki Müren – Sen De Başını Alıp Gitme

İç dünyanıza açılan kapının anahtarı: Radiohead

Mustafa Topaloğlu’nun Emine’si ve Michael Jackson’ın Bad’i ilk kasetlerimdi. Küçük bir kasetçalarımız vardı, ondan dinliyordum. Sonra sürekli kaset saran kırmızı bir walkman’im oldu. Ergenliğe grunge’la girip metal ile devam ettim. Kuzenimden kaset alırdım. Büyüdükçe elektronik müziğin en apaçi dallarına kadar sardım. Öyle ki, şu an sahip olduğum albümlerin sayıca çok olanı abuk sabuk elektronik müzik CD’leridir; kimse yürütmeye tenezzül etmediği için. Bugün de en çok yeni sanatçılar keşfetmeye çalıştığım tür, istemsizce Trap’in güzel underground kısmıdır ve hâlâ metal dinliyorum. Müzik, insanın yarattığı, kütleçekimi kadar büyülü tek şey gibi geliyor. Kulağıma hoş gelen her şeyi dinlemekten biraz ötede, beynimde benzer kimyasal (…)

Devamını oku

Aklın Vebası: İnsanlaştırmak

1931 yılında Winthrop Kellogg adında hayvan davranışları üzerine yıllarını vermiş manyak bir doktor; “Bir maymun bebeği ile bir insan bebeğini birlikte büyüterek davranışlarının karşılıklı olarak değişiminin deneyini yapacağım” dediği “Humanizing The Ape” makalesiyle Yale’den fon almayı başarıyor. Ailesini toplayıp, 1 yaşındaki şempanze bebeği Gua’nın yanına taşınıyor. O’nu 10 aylık oğlu Donald’la birlikte yetiştirmeye başlıyor. Aslında oğlunu (bir insan yavrusunu) şempanze koşullarına sokması hem etik hem hukuki olarak kabul edilemeyeceği için şempanzeyi insan koşullarına almayı seçiyor. Makalenin hakkını vererek insanlaştırmanın nasıl bir musibet olduğunu anlattı bile ama deneyin devamı da oldukça ilginç. Eşini nasıl ikna etmiş derseniz; çalışmayı birlikte yapıyorlar, o da bir bilim insanı. Gua’ya, giyiminden masada yemek (…)

Devamını oku

Ay Şekilli Bir Havuz

Küresel ısınma buzulların tamamını erittikten sonra dünyanın alacağı hal. Her şeyden önce üzgünüm. Albümü beklerken çok heyecanlıydım. Şu an, en iyi ihtimalle 2020’den önce Radiohead’den yeni bir albüm dinleyemeyecek olmanın hüznü içindeyim. Radiohead’in çıkarıyor olması, albümün en önemli kısmı. İyiliği kötülüğü çok sonra geliyor. Zaten insan ömrü aslında fazla uzun. 6 yıl içinde OK Computer, Kid A, Amnesiac ve Hail to the Thief’i dinledik. Böyle düşününce, şaka gibi. Bir çırpıda sildiler sosyal medya hesaplarından paylaştıkları içerikleri. Bu kararı, ajanslarıyla uzun toplantılar sonucunda almadıklarını, derin stratejiler geliştirmediklerini tahmin etmek zor değil. İçlerinden geliyor ve bunu anlayabilecek insanlarla çalışıyorlar. Var olanı yok ederek bir içerik (…)

Devamını oku

Kanadını Bırakır Mısın Kuş Senle Muhabbet Etmek İstemiyor

Ama kafesi hep açık yatmadan yatmaya kendi giriyor :( 8-9 sene muhabbet kuşu besledim. Adını Şımarık koymuştuk ama dünyanın en nursuz ve saldırgan hayvanıydı. Konuşmayı bırak ötmezdi bile. Anca sofrada salata varsa gelir yerdi, TV karşısında çekirdek çıtlıyorsak süzülüp kabukların içindeki zarları kemirirdi. Yaşasaydı AKP’ye oy verirdi diye tahmin ediyorum. Rahmetliye hem maddi şartların hem de çocuk aklımın imkan verdiği ölçüde bir hayat sunmaya çalıştım. Ayna aldım, sık sık altındaki gazeteyi değiştirdim, suyunu değiştirdim, ballı çubuk aldım, plastik küvet aldım, yeminin tadına bile baktım. Pek diyalog kuramadık kendisiyle ama sorunlu bir psikolojisi olduğunu, olayın bizle alakalı olmadığını düşündüm. Kişisel algılamadım yani. (…)

Devamını oku

James Blake – Retrograde

Beyin ne acayip ya. “ben daha en az 10 saat böyle giderim ama diğer arkadaşlara yazık. Uyuma olayına girelim.” diyor. İşin ilginci bunları da bir başkası diyor gibi yazıyorum. Beyin ne acayipmişmiş. Niye biz beyinler kendimizden üçüncü kişi gibi bahsediyoruz? Herkese merhaba ben Emre’nin beyni. Selam olsun size diğerlerinin beyinleri. Evrimimizi bir noktada kazara şizofren olmamıza borçluyuz sanırım. “Hayal Gücü” dediğimiz şey delirme tutkumuza bulduğumuz kılıf olabilir mi? Şimdi ben bütün gün idare ettiğim işe yaramaz organlarla dolu bu çirkin cüsseyi birkaç anlamsız prosedür uygulayıp yatağa sokacağım. Giderken de siz organdaşlarıma hoş bir sada bırakacağım. Aslında nasıl duyduğunuzu merak ediyorum (…)

Devamını oku

Fakirlik Çocukların Beynini Etkiliyor

ABD’de yapılan bir araştırmada, gelir düzeyi düşük evlerde büyüyen çocukların beyinlerinin, fiziksel açıdan varlıklı ailelerin çocuklarınınkinden daha farklı olduğu görüldü. Peki bu durum değişebilir mi? http://www.cnnturk.com/haber/saglik/fakirlik-cocuklarin-beynini-etkiliyor

Devamını oku

Sürekli Yazmak İstemek

Küçükken (insanın 16-17’sini kastederken bu kelimeyi kullanabilecek yaşa gelmesinin üzüntü vericiliğine başka bir yazıda değinelim) yazmayı çok severdim. Edebiyat dersinin kompozisyon sınavlarından çok zevk alıyordum. Bağlaç ayırmayı bilmezdim, öğretmenlerim de bilmediği için 100 yapıştırıp dururlardı. İçerik olarak da diğerlerinden ayrıştırdığı için o zamanın kızlar piyasasında bir ralliye neden oluyordu ve bu güzeldi. Aslında en büyük hobim yazmaktı. Hâlâ annemlerin evinde yazarak doldurduğum defterler duruyor. Bazen açıp okuyorum şimdi yüzünü dahi hatırlamadığım kızlara duyduğum aşkı. Gündelik olayların canımı sıkmasını yazmışım. Bir TKP’liyi 10 yıl içinde komünizmin geleceğine inandıracak kadar öfkeliymişim de. Hayattan keyif aldığım ve alamadığım zaman duyduğum mutsuzluklarımın olduğu yıllarmış. Varoluş (…)

Devamını oku

Zeki Müren – Sen De Başını Alıp Gitme

Küçükken dinlemiştim bu şarkıyı, o zamanlar mandalina kabuğunun o iğrenç kokuyu salmadan önce sobanın üstünde optimum durma süresini tespit etmeye çalışmaktan, deniz otobüsünün suyun üstünde nasıl durduğunu anlamaya çalışmaktan, Nişantaşı’daki apartmanların tepesini süslemeye başlayan çanakları anlamaya çalışmaktan başka bir uğraşım yoktu. Hayatımın anlamaya çalışarak geçeceği o zamandan kendini belli etmiş. Sabah bu şarkıyı söyleyerek uyandım. Küçükken, yanlış hatırlamıyorsam Nil Burak’tan dinlemiştim. Çok iyi hatırlıyorum parçanın ilk kısmını anlamsız bulduğumu, ama “Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, hiçbir şeyi özlemedim seni özlediğim kadar…” sözlerinin nasıl dokunduğunu. “Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar”, o zamana kadar duyduğum en iyi cümle (…)

Devamını oku

Çalıp çırpmalık bir şey yok ama yine de araklayan göttür tabii ki © 2015 - bikbik.org@gmail.com